Vibe Coding, Slot Makinesi ve Ben

opinionaivibe-coding
Mert Cobanov 2 dk okuma

Vibe Coding, Slot Makinesi ve Ben

Eski bir dükkân fotoğrafıyla meme. Kadın: Tokens please. Tezgâhtar: For Claude or the casino? Kadın: Is there a difference?

Ben bir vibe coding bağımlısıyım.

Doomscrolling de online oyunlar da bir dönem bende işe yarıyordu. Vibe coding’e başladığımdan beri ikisinin de yüzüne bakmıyorum. Kulağa iyi bir şey gibi geliyor, ta ki onların yerini neyin aldığını fark edene kadar.

Masada oturuyorsam vibe coding yapıyorum. Tuvalete kalkınca telefonu alıyorum, kendi yazdığım uzak bağlantı uygulamasıyla orada da devam ediyorum. Gece yatakta biriyle mesajlaşır gibi Claude’a prompt atıyorum. Arkadaşlarımla dışarıda otururken telefonuma bakıyorum ama mesajlarıma değil, Claude’a. Kendimi durduramıyorum.

İlk birkaç ay harikaydı. Sonra yavaş yavaş geri kalan her şeyden soğumaya başladım. Garip bir döngünün içindeydim: bir şey geliştirmeliyim, o ürün ortaya çıkmalı, onu paylaşmalıyım ve dopaminimi almalıyım. Uzun süre buna üretkenlik dedim, bağımlılıkların en saygın görüneni. Sonra işin çok daha sinsi olduğunu fark ettim.

Vibe coding bir slot makinesi.

Prompt’u yazıp Enter’a basıyorum, yani kolu çekiyorum. Birkaç saniye, bazen birkaç dakika bekliyorum. Bir görev kapanıyor, beynim seviniyor ve hemen bir sonrakini istiyor. Bir prompt daha atıyorum ve beklerken aklımdaki soru hep aynı: bu sefer tam istediğim gibi olacak mı? Slot makinesinin başındakinin sorusundan farkı yok: bu sefer verecek mi? Beyin dopamini ödülü aldığında değil, beklerken salgılıyor ve sonuç ne kadar belirsizse o kadar çok salgılıyor. Her seferinde çalışsaydı sıkılırdım, hiç çalışmasaydı bırakırdım. Ara sıra çalışması beni masada tutuyor. (Anthropic’in kendi ekibi bile dokümanlarına Claude Code için “slot makinesi gibi kullanın” diye yazmış, şaka değil.)

En kötüsü de “neredeyse oldu” anları. Slot makinesinde iki kirazın gelip üçüncüsünün bir sıra aşağıda kalması, beyinde kazanmakla aynı yerleri yakıyor ve insanı bir tur daha oynamaya itiyor. Üstelik bu etki sadece kolu kendin çektiysen ortaya çıkıyor. Vibe coding’de her gün onlarca kıl payı yaşıyorum. Uygulama açılıyor ama bir buton yanlış yerde, testlerin yarısı yeşil. Prompt’u da ben yazdım, biraz daha iyi yazsam olacak. Bir prompt daha.

Tek fark şu: slot makinesine oturan kumar oynadığını biliyor. Ben ise çalıştığımı sanıyorum. Kimse sabaha kadar slot oynayan birine “ne kadar çalışkan” demez. Sabaha kadar prompt atan birine ise diyor.

Jackpot hiç gelmiyor, çünkü geldiği an bir sonraki prompt’u yazıyorum.

Bu yazıyı da bitirdim. Şimdi paylaşacağım ve dopaminimi alacağım.

Anthropic’in “slot makinesi gibi kullanın” tavsiyesi: How Anthropic teams use Claude Code (Data Science and ML Engineering ekibinin önerileri)